Tercüme Tarihi

tercume-tarihi-

İnsanlar yüzyıllar önce iletişim kurmaya ve birbirleriyle sürekli iletişim halinde olmaya başlamışlardır. Tercüme ihtiyacı ise farklı dillerin ortaya çıkması ise başlamış ve günümüze kadar devam etmiştir. Diller bundan 100.000 yıl önce ortaya çıkmaya başlamıştır, yazı ise yaklaşık olarak 5.000 yıl önce bulunmuştur. Buradan hareketle tercüme tarihinin çok eskilere dayandığını söylemek mümkündür. Sözlü çevirinin tarihi çok daha öncelere dayansa da yazılı çeviriler ilk olarak Sümerlilerde ortaya çıkmıştır. Farklı toplumlar arasında yapılan resmi anlaşmaların farklı dillerdeki örneklerinin tespit edilmesiyle beraber tercüme tarihinin çok eskilere dayandırıldığı ve çok uzun zamandır insanlar tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir.

İletişim yüzyıllar boyunca insanların en büyük ihtiyacı olmuştur. Tarihteki savaşlar ve farklı toplumların kültürel alışverişleri düşünüldüğünde tercümenin her zaman bir ihtiyaç olduğu ve bu sebeple de tercüme tarihinin çok eskilere dayandığını söylemek mümkün. Sadece resmi anlaşmalarda değil zaman içerisinde sınırlar değiştikçe o bölgelerde yaşayan insanların da kendi aralarında iletişime geçtiklerini ve zamanla tercüme sayesinde aralarında kültür alışverişi olduğunu söylemek mümkün.

Tercüme iletişime yardımcı olmasının yanı sıra dile de katkıda bulunmakta ve dilin gelişmesini de sağlamaktadır. Eski çağlarda tercümenin daha çok ikili anlaşmalarda kullanıldığı görülürken Ortaçağ’da tercümenin İncil çevirileri ile sınırlı kaldığı göze çarpmaktadır. 9 ve 10. Yüzyıllarda ise Bağdat önemli bir tercüme merkezi haline gelmiştir. Bu dönemde Eski Yunan dilindeki metinler Arapçaya çevrilerek bilime katkı sağlanmıştır. Avrupalılar ise bu Arapça metinler sayesinde Eski Yunan dilindeki eserlerle tanışmış ve Ortaçağın karanlığından sonra bu çeviriler sayesinde aydınlanmalar yaşamışlardır.

Tercüme tarihi için bir diğer önemli gelişme ise matbaanın bulunmasıdır. Matbaanın icadından sonra tercüme çalışmaları büyük ölçüde hız kazanmıştır. Reformasyon hareketleri ile birçok Latince metin başta Almanca olmak üzere birçok dile çevrilmiştir. Bu çeviriler içinde en önemli olanı ise Martin Luther’in yapmış olduğu İncil çevirisidir. Bu çeviri ile bir çevirinin nasıl olması gerektiği düşüncelerini anlatmıştır.

Tercümenin yeniden hız kazandığı bir diğer dönem ise Romantik Dönem olarak adlandırılan 19. Yüzyıl dönemidir. Bu dönemde yine tercüme ile ilgili çalışmalar yapılmış ve iyi bir tercümenin nasıl olması gerektiğine dair düşünceler anlatılmıştır. 20. Yüzyılın gelişiyle beraber sıcak savaş dönemleri sona ermiş ve soğuk savaş dönemi başlamıştır. Bu sebeple uluslararası ilişkiler artış göstermiş ve bu artışla beraber teknik çevirilerde de ciddi bir artış gözlemlenmiştir.  İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ise makineli çeviri tekniği geliştirilerek tercümeye yeni bir boyut kazandırılmıştır.

Özetleyecek olursak tercümenin doğuşunun dillerin doğuşuyla hemen hemen aynı döneme denk geldiğini söyleyebilir. Önceleri sözlü çeviri ile başlayan bu süreç yazının icadı ile kağıda dökülmüş ve günümüze tarih ile ilgili önemli belgeler sunarak ulaşmıştır. Gelişmekte olan dünyada tercüme hala çok önemli bir sektördür.